3 Nisan 2015

♫ song challenge vol:2

öncesi burada: song challenge 1

dinlemek için ► işaretine tık

6. dinlerken güçlü hissettiren şarkı: çakıl taşları / şebnem ferah 
hangi yıl emin değilim ama 31 aralıktı. taksideydim. iyi bi şarkı çalmaya başladı. sonra söyleyenin kim olduğunu anlayınca "abi aç aç aç sesi aç" diye kudurdum. sağolsun açtı epey. o da coştu bi falan, trafik yoktu bastı gaza. oha dedim böyle şarkı mı yapılır! yıllar sonra senfoni konserinde söyledi, ona daha bi aklım gitti. hala epey anbilivıbıl geliyor her şeyiyle. ne zaman dinlesem dağları yerinden kaldırıp indirebilirmişim gibi geliyor. sebebini de biliyorum. bi sürü soru sormuş, hepsine cevabım net. evet. 

"sen hiç 'hiç' oldun mu, birden duruldun mu?
 bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
 altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
 tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?"


7. duşta söylediğim şarkı : because the night / patti smith 
bu aralar en çok bu. çünkü neden? çünkü bilinçaltım beni sıkıştırıyor, bilinçaltım bana "çalış aslan parçası çalış, çalış ki rezil omayasın!" diyor. eheheh mehehe neyse taam ayrıntılar sonra.

8. reklamla keşfettiğim şarkı: why does my heart feel so bad / moby 
sanırım araba reklamıydı. aooo ne güzel şarkıymış diye peşine düştüm hemen. üç cümle sözü var, şarkıya yetmiş de artmış. çünkü less is more bebeem.

"why does my heart feel so bad / why does my soul feel so bad / these open doors..."

9. gün boyu dinlesem de sıkılmayacağım şarkı: simply fallin / iyeoka 
gün boyu dinlersem her şeyden sıkılırım ben. muadili olsun diye günün her saati dinlenebilecek bir şarkı düşündüm. aklıma bu geldi. bu arada karamelli bonbon iyeoka 16 mayıs'ta babylon'a geliyormuş. gitsek ne güzel olurmuş.. etkinlik sayfası da buymuş.

10. düğünümde çalmasını isteyeceğim şarkı: careless whisper / george michael 
çünkü bu şarkıyla dans etmek güzel olur. 80'lerde çocukluk yaşamış biri olarak aşk şarkıları vizyonum epey kofti. aklım fikrim hep cicicuvlarda.


11. en yakın arkadaşımı hatırlatan şarkı: papa don't preach / madonna 
çok şanslı insanım ben, en yakın arkadaşım bir tane değil. hem arkadaş öyle bir şey mi? farklı şeyleri, farklı insanlarla yapmak iyi gelmez mi? en azından ben öyle biliyorum. hem buraya şimdi kimi yazsam diğeri gücenir ki muhteşembıl insanlar oldukları kadar epey de kindar, hain domdomlar benimkiler. o sebeple bir ağır çakallık örneği sergileyip en yakın arkadaş olarak abimi hatırlatan şarkıyı seçtim. buna kimse alınmaz. zaten kendisiyle epey bi best friendiz bence. 

biz küçükken abim madonnayı çok severdi. babamın aldığı koca teyple annemler işten gelene kadar son ses madonna dinler, abimin götünden uydurduğu koreografileri çalışırdık. sonra annem işten gelip "bu evin hali neağğ! kısın şunuuğğ" şeklinde darbe yapınca yarım kalan bomba figürlerimiz evlat acısı gibi içimize otururdu. hâla ne zaman bi yerlerde madonna çalsa aklıma bunlar geliyor. fonda madonna, abim önde ben arkada, hayali seyirciler (bkz:kanepe) karşımızda.. aym gonna kip ma beybee yeahhhh..

bu yandaki foto hem çocukluğumuzun hem de şimdinin özeti gibi. ben hep bi gerizekalılıklar yapayım. o da korusun kollasın beni. bütün ömrü böyle geçti zavallımın. sadece onun varlığı bile kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmememi sağladı. bir de öyle emeği var ki üzerimde o olmasa ben bu ben olmazdım mesela ondan çok eminim. neyse taam dur ağlamayayım şimdi.

12. benim için yazıldığını düşündüğüm şarkı: everything to lose / dido 
sözleri pek bi öyle gibi. ritmi de öyle. salınımlı falan. sevdiğim şeyler bunlar. dırırm dırı ırırı rım..
bi de içinde adım geçtiği için direkt bana söylendiğini düşündüğüm bi şarkı var ki onu buraya yazmayayım hatta aklıma dahi getirmeyeyim çünkü şarkı resmen depik atıyor bana. dinleyince bi süre kendime gelemiyorum. bileklerimi dikine dikine kesesim geliyor. ay aman evlerden ırak. nisan geldi, depresyonlara girmiyoruz durduk yere.


13. lise yıllarımı hatırlatan şarkı: black / pearl jam 
tepebaşı tüyap, park, arkadaşlar, havuz, kötü muz likörü, kötü şarap, istiklal caddesi, tramvay durağı, okuldan kaçmak, zincirli küpem, morg, iş bankası önü, okuldan nefret etmek, kendine güven tavan gibi görünürken aslında her şeyden ürkmek, iki birayla sarhoş olup 'bi daha bu kadar içmiycimm' diye yeminler etmek, son otobüs için en son akşam 10'da durakta olmak, 7 salak toplanıp, evde kurt cobain'in cenaze törenini yapmak, cenaze mumlarıyla yanlışlıkla evde yangın çıkarmak, gizli gizli sigara içmek, annem işten erken gelip bizi basınca yanan sigaralarla dolu küllüğü panikle buzdolabına tıkmak, gece yatmak sabah kalkmak bilmemek.. 
işte tüm bunlar fonda black çalarken olmuş gibi hatırlıyorum şimdi ben..


14. beni mutsuz eden şarkı: hani benim gençliği / ahmet kaya 
göğsüme atlar oturuyor dinleyince. neye yazıldığını düşününce başka atlar da geliyor. bu şarkı bir anneden başka kime seslenebilirmiş ki mesela? kime dert yanabilirsin böyle? "duvarlar konuşmuyor anne" nasıl içli, nasıl acıtan bir sözdür. o sözlere öyle derinden üzen müzik nasıl yazılmış mesela? bazı şarkılar olmasa, o bazı şarkıları yazan, besteleyen, çalan, söyleyen insanlar olmasa dünya çok eksik bir yer olacakmış. 

15. bana başkası tarafından söylenmiş şarkı: güzel seni çok özledim / arif sağ 
babamla çok uzun süre ayrı ülkelerde yaşadık. bazen geceleri içip içip beni arar, alo demeden şarkıya girerdi. tanıdığım en güzel seslerden birine sahiptir babam. biz küçükken düğünlerde falan peşine düşerlerdi çıksın da iki türkü bir şey söylesin diye. yataktan kalkar kalkmaz koca bi öksürük sonrası elini yüzünü yıkamaya gidene kadar yolda uzun hava çığıran bi adamdan bahsediyorum. bir de çok içlidir sesi. 
eskiden şiirci denilen adamlar varmış, kitaplardan bakıp a4 kağıtlarına şiir yazarlarmış. her sayfaya bir şiir. sonra sokakta geze geze  şimdinin 50 kuruşu gibi bi paraya satarlarmış sayfaları. dedem çok fakir olmalarına rağmen elinden geldiğince şiir almaya çalışırmış babama. en çok ahmed arif'i sevmiş babam. en çok onun şiirlerini istemiş şiirci amcadan. sanırım sesindeki o içli dediğim şey ta o zamanlardan geliyor. 


16. bana ebeveynlerimi hatırlatan şarkı: fabrika kızı / alpay 
bir öncekine zaten babamı yazdım, bu soru da sadece annemin olsun. annem 13 yaşında bir fabrikada çalışmaya başlamış. onun da ayrı bir hikayesi var belki bir gün yazmayı başarırım. ama fabrika kızı epey bi annem aslında. o kızla tek farkı, annem tütün sarmamış. olsun, yüreğindeki derin sızıyla tütün saran fabrika kızı ile çelik makaralara iplik dolayan annem aynı kız benim için. 
"oysa yatağında bile bir gün uyku göremez, ihtiyar anası gibi kadınlığını bilemez, makineler diken gibi batar her gün kalbine, yün örecek elleri her gün ekmek derdinde.."

17. beni sakinleştiren bir şarkı: where time goes / takahiro hido 
takahiro hido kim bilmiyorum, kadın mı erkek mi onu da bilmiyorum. bu şarkıyı nereden bulduğumu da bilmiyorum. ama bi gün youtube'da falan gezerken favorilere attım sanırım. sonra ne zaman bi sakinleşmem lazımsa açtım dinledim. hep de iyi geldi. normalde meraklı tipimdir, bi şarkıyı falan sevince kim yapmış, ne zaman yapmış diye koşarım peşinden ama buna koşasım gelmiyor. başka hiçbir şeyle bağdaştırmak, başka hiçbir şeye benzetmek istemiyorum. bu sadece düşünmeme şarkısı benim için ve öyle kalsın. 


18. kafamda durduk yere çalan şarkı: wasting love / iron maiden 
sözlerini bile bilmem. sadece arada bi gelir çalmaya başlar sonra geldiği gibi yavaş yavaş silinerek gider kendi kendine. neyse bi ara bakayım sözlerine ne diyormuş.


19. dinlerken isyankar hissettiren şarkı: fade to black / metallica 
bu şarkıda masa böyle bacağından kavranıp ters çevrilmez de hangisinde çevrilir ki! zaten "isyanım birikti sığmaz içime" mottolu bi insanım. her gün her şeye isyan edebilecek bi ergen yaşıyor içimde. ama aynı fade to black'te olduğu gibi o isyan dalgası yavaş yavaş geliyor bana da. kendimi kontrol etme konusunda yıllar içinde master degree seviyesine geldim ama o da bi yere kadar! şimdi baktım benim tam masayı ters çevirip duvarı falan deptiğim an şarkıda 3:25 civarıymış. aha işte beni sonrasında kimse tutamaz! yeah!

20. geçen yazı hatırlatan şarkı: djon maya / victor deme 
geçen yaz pek hatırlamak istediğim bir yaz mı emin değilim. ama kendimi belirsizliklerle dolu bir yol ayrımında hissedip içten içe vedalaştığım herşey yine bu şarkıyla kalacak aklımda. demin alakasız sözlere sahip bir şarkı olmasını öğrenme pahasına, hadi bi cesaret deyip ingilizce çevirisini arayayım bari dedim.ama yoktu. sonra birinin youtube'daki videonun altına şunu yazdığını fark ettim. 





yine aklım almadı müziğün gücünü. hiç bilmeden ne dinlemişim meğer ben bütün yaz. dünya geçekten çok acayip bir yer. evet canım victor abim  vallahi de "nobody knows tomorrow.."

21. ilk aşkımı hatırlatan şarkı: geri dön / sezen aksu 
ilkokuldaydım. yan apartmanda oturan çocuğa aşıktım. anası babası müzisyen olduğundan evin her yerinde müzik aletleri vardı. bi gün yine onlardayız oynuyoruz falan. bi keman buldu geldi bu. "sana keman çaliim mi" dedi. çal dedim, bi iki denedi beceremedi tabi. sonra aldı zavallı kemanı kemençe yapıp horon tepmeye başladı. hayvan gibi gülerken gözümden yaşlar geldi. sanırım ben de her türk kızı kendimi güldüren erkeklerden hoşlanıyordum ve ona aşık olmaya karar verdim. sonuçta yaşım gelmiş de geçiyordu, ben de artık birine aşık olmalıydım.  sonra taşındık ordan. onu düşünemeyecek kadar travmatikti benim için büyüdüğüm mahalleden taşınmak. ama ortaokulda da aynı okula gitmeye devam ettiğimizden kendisine okul mesai dahilinde yine  aşıktım. gözden ırak olmayan gönülden de ırak olamıyordu. sonra sıra arkadaşım şebo delisi gaza getirdi beni. git söylesene ya bilsin falan diye. benim de gaza gelesim varmış demek ki topladım cesaretimi gittim sınıfına. karşısına dikilecek "aşığım sana anlıyor musun ha anlıyor musun! ben senle yakartop oynamak istemiyorum genç adam! ben senle okul çıkışı milkshake içmeye gitmek, aynı tabaktan spagetti yemek istiyorum!" diye haykıracaktım. tarihin gördüğü en büyük aşkı yaşayacaktık. ki.. sınıfa girdim, arkadaşlarından birine onu sordum. çocuk "onlar gitti  yhaa taşındı onlar" dedi. işte o an hayatımda, aşk acısı ne demek onu öğrendiğim andır. çok üzüldüm. kendi sınıfıma döndüm. bi de okulun son günü sanırım o gün. sınıfa teyp meyp getirmişler öğretmen falan ortada yok. herkes ayrı bi hallerde. sonra oturdum sıraya, şebo geldi tabi hemen bişiler sordu, tam anlatacaktım ki geri dön çalmaya başladı. ay nasıl ağladım, nasıl gözyaşı döktüm oracıkta. genç kız kalbi işte. sonrasını hatırlamıyorum ama bi daha ağlamadım.  sonra zaten rakçı oldum. ağlak kalpli genç kızı maziye gömdüm, küllerinden doğan dio'ya dönüştüm. rainbow in the dark'ın ta kendisiydim. rööğğğğrrr!

ayh epey bi madde yazmışım.  şimdilik bu kadar yeter bence. bir dahaki sefere otuza tamamlar bitiririm diye umuyorum. bu yazıyı bile 3 günde yazdım zaten. neyse. muck. 



2 yorum :

  1. 13. sorunun yanındaki oka bastım hemen, ben de sabah bir 90'lar bulutu içinde uyandım bugün. Yalnız bu 6-21 arası cevapların biraz içime oturdu benim, niye böyle oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç bilemedim ki neden öyle olmuş? içli şarkılar mı seçtim farkında olmadan ne yaptım, bilemedim.

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...