6 Nisan 2015

♫ ve son bölüm: song challenge vol:3

öncesi: şurada ve burada

dinlemek için  işaretine tık

22. umut dolu hissettiren şarkı: la vi en rose / daniela andrade 
buraya edith piaf yerine daniela isimli yeni yetmeyi yazmam biraz gerizekalıca gibi görünebilir ama küçük esnafa destek iyidir. ayrıca edith piaf'ın sesinde beni geren, sinirimi bozan bir şey var.. ha bi de şarkının orjinali olan fransızca sözlerden çok ingilizcesini seviyorum ben.  ve normalde türkçe çeviri yazmam ama bu şarkınınkini yazasım geldi. 

" çabuk sımsıkı sarıl bana yaptığın büyünün etkisi geçmeden 
  toz pembe bir hayat bu.
  cennet iç çeker beni öptüğünde ve gözlerim kapalı da olsa 
  toz pembe bir hayat görürüm.
  beni yüreğine aldığında dünyam alt üst olur 
  güller çiçek açar
  ve sen konuştuğunda melekler şarkı söyler
  sıradan günlük sözler aşk şarkılarına dönüşür
  bana gönlünü ve ruhunu ver
  ve hayat bize toz pembe olsun sonsuza dek"


23. sevdiğim bir grubun sevdiğim bir şarkısı: soldier of fortune / deep purple 
coverdale ve blackmore epey sevdiğim başka grupların da merkezindeki adamlar olduğundan aklıma ilk deep purple gelmiş olabilir. whitesnake ne mesela? rainbow ne? neye elini attıysa parlatmış, çamurdan elmas çıkarabilecek yetenekte insanlara saygımız sonsuz. ki bildiğim şarkıları diskografilerinde devede kulak denebilecek kadar az. lakin acelem yok. yaşlandıkça keşfetmeye ve sevmeye devam edebilirim sorun değil. 
gençken bi grubu sadece aklıma takıldığı ya da sadece bir şarkılarını sevdiğim için radara alır elime onlarla ilgili ne geçerse dinlerdim. ki o zamanlar youtube falan yok tabi. harçlık biriktirip, karışık kaset peşinde koşarken kaç nesil heder oldu. bunlar epey iyi günlerimiz. ama artık işte bende de o enerji yok, denk geldikçe dinleyesim var herşeyi. diğer türlüsü ı-ıh.
ama yine de allahım beni ballı mı yaratmış ne, şu fani dünyada canlı canlı hem whitesnake hem de deep purple dinleyebilmiş insanım. ikisinde de en çok dikkatimi çeken koca koca adamların hala taş gibi performans çıkarabilmeleriydi. ve bakın bu gözler coverdale'in marshall amfiye dayadığını, bi yandan şarkı söylerken diğer yandan sergilediği çiftleşme (evet yine amfiyle) koreografisini görmüş gözler.ve evet gözler yalan söylemez. kalbin aynasıdır onlar. ki coverdale'in sesinde kalbime "ah be yaa" diye dokunan bir şeyler var hep. ay lav coverdale. 

24. sevdiğim bir filmden sevdiğim bir şarkı: whiplash / whiplash 
aslında çok cevabım olabilirdi bu şarkıya ama yakın zamana ait bir şeyler düşününce whiplash'i yazmam şart oldu. bir de şansıma filmi iyi bir sinema salonunda izledim. film boyu aşırı güzel şarkılar dolbidicıtıl sörraund kulaklarımdaydı son ses. insan daha ne ister?
ben öyle çok pure caz yada caziii caz seven insan değilim. tanıyan bilir ki fıtratım buna çok müsait değil. ama ne zamanki bir caz şarkısında araya "baltazar" usülü ataklar, melodiler, gumbada dumbada tarzı heyecanlı olaylar girer o ayrı. 

25. en sevdiğim şarkı: another day in paradise /phil collins 
bi kere böyle kazık soru mu olurmuş!  book challenge'ta da vardı böyle en sevdiğin yazardı sanırım onda da soru ve yine kalakaldıydım. yine de benim için en kıymetli şarkılardan birini yazdım işte. ben bu şarkıyı ilk kez dinlediğim anı hatırlıyorum. çok küçüktüm. sanırım 7-8 yaş. radyoda kanalları geziyordum. birden bu şarkı çıktı. durdum. dinledim. sözleri ne diyordu anlamadım tabi ama merak da etmedim. sadece çok sevdim onu biliyorum. sonra yıllarca kafamın içinde melodisi çaldı. tam artık unutmak üzereyken ve sanırım ortaokuldayken bi gün evde yalnızdım. radyo dinliyordum yine. yine kanal ararken melodisini duyar duymaz tanıdım. gözümden yaşlar geldi. o kadar korkuyordum ki bir daha dinleyememekten. ama yine söylemediler ismini şarkının. radyoyu aradım hemen adını sordum. sonra kağıda yazdım falan bi daha asla kaybetmemek için. sonra da unutmadım zaten. işte öyle.. 


26. bana sevgilimi hatırlatan şarkı: nyanyama / salif keita 
çünkü hayat neşeli kuş cıvıltılarına rağmen içinde tuhaf bir "içli"lik barındıran bir şey. çünkü hayat bazen öyle bir çelme takıp düşürüyor ki insanı, lazım olan enerjiyi ancak distorşınlı gitarlarda bulup kalkabiliyorsun. çünkü bazen karşındakinin ağzından dökülen sözleri anlamak ya da anlamamak bütün önemini yitiriyor. bu bazen güney afrikadan bir ağıt oluyor bazen uyku arasında sayıklamalar.. bunu birlikte hissedebilmek de epey kıymetli, az bulunur bir şey.  neşet ertaş "gönülden gönüle bir yol vardır, görünmez" demiş bunu tarif etmek için. ve hayat bazen salif keita'ya bazen de neşet ertaş'a içlenip, o duyguyu bileni sevmekle anlamlanıp güzelleşiyor. 

27. tek başıma söylemekten keyif aldığım şarkı: acem kızı / neşet ertaş 
tam da adı geçmişken bir de burada anmadan olur mu? olmaz!  ve lakin ah yahu, yalan dünyada uğrumuza şöyle şarkı yazan olmadı, yanarım yanarım ona yanarım a dostlar.. 

"uğrun uğrun kaş altından bakınca, can telef ediyor acem kızı"

28. ıslıkla çalmayı sevdiğim şarkı: error error / 404 page not found 
ıslık çalmayı bilmiyorum :( üzerime gelmeyin. fakşitbok!

29. dans etme isteği uyandıran şarkı: crazy in love / beyonce 
sadece bir tane yazmam gerektiği için onu yazdım ama neredeyse bütün beyonce şarkıları bende aynı etkiyi yaratıyor. ki yani ne dans etmekten anlarım ne de rnb'den poptan. ben rakçı bi insanım. ama konu beyonce olunca, dio'dan yadigar süngüm düşüyor, oram buram oynamaya başlıyor. play tuşuna bağladığım versiyonu super bowl show'dan canlı performansı. öyle katana gibi dans ederken nasıl öyle şarkı söylediğini aklım hiç almıyor. 

30. alfabetik sıralamada mp3 çalarımdaki son şarkı: kan çiçekleri / zülfü livaneli 
mp3 çalarım yok. bilgisayardan baktım zülfü'nün z'si kontenjanından bu düştü listeye. iyi de olmuş. çok fena solcu damarıma dokunuyor bu şarkı, hem üzüp hem gaza getiriyor. bu memlekette müzikle ilgili güzel şeyler olmuş zamanında. şimdi olmuyor. şimdi ne dinlesek hep bi cılız, hep bi eğreti. şarkılar hep bi eksik. ya kendi kötü, ya kötü çalınmış ya da kötü söylenmiş. kan çiçekleri öyle değil. olmuş işte. şarkı gibi şarkı. iyi ki var. hem o " duvarın dibinde bir yaralı gül, gülleri solduran gülebilmezmiş.." falan nasıl içli söz o?

mervanlığa karşı, elinden şarkı yazmaktan başka bir şey gelmemiş insanların, olabilecek en iyi şarkıları yazmaları kâr kalmış. iyi kafalar bunlar.. şimdi sadece mizah çıkıyor bu memleketten. tamam, en sevdiğim şeylerden biri. hayat mottosu "goygoy forevır" olan bi insanım ben. derdim mizahla değil. ama keşke birileri de bundan beslenip güzel şarkılar yapsa, güzel şiirler yazsa. onu istiyorum ben. çok şey mi istiyorum! ben yapamıyorum bari birileri yapsın istiyorum.


ohh bitti sonunda song challenge nanesi de. sevgiler, saygılar, kokulu öpücükler. muck.


2 yorum :

  1. Aha valla buldum :) Sonunda yorum bırakabileceğim şuraya.

    Öncelikle teşekkür ederim challangelarıma katıldığınız için. Fermina Hanım saolsun, onun blogu vesile oldu :) Yakın zamanda bir de film meydan okuması düşünüyorum. Herkesin durumuna göre başlayacağız. Verdiğiniz cevapları okumak mutlu etti beni çünkü üzerinde baya emek vermişsiniz. Soldier of fortune'u da görmek iyi oldu :)

    Bloguma da beklerim :)

    YanıtlaSil
  2. :) epey bi geç kaldım ya hakkını vereyim dedim, baş koydum bu yola.
    film meydan okumasında ağır patlayabilirim. film dağarcığım kitap ya da film kadar iyi değil ama yine de sorular çıksın kendime güvenirsem çok isterim katılmayı.

    fermina hanımcığım sağolsun sizin blogu da keşfetmiş oldum :) son aylarda pek bir şey yazıp etmesem de beklemeye gerek yok zaten hep okuyorum zihnin arka sokaklarını :) ama zaten şimdi döndüm song challenge sayesinde. daha yoğun mesaide olucam bloggerda bundan sonra :)

    YanıtlaSil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...