14 Nisan 2015

✫ yine bir "peki ben n'aapıyorum" yazısı

bugün yazıya giriş falan yapmadan başlayıp, madde madde dökülesim var. 


✫ temizlik yapmam lazımdı, lavaboyu cifleyerek başlayayım dedim ama evde fırça yokmuş. neyse deyip geçtim. aradan saatler geçti. en son bi de şurayı çekeyim de süpüreyim bari derken şifonyerin altından bu yandakiler çıktı. kaçırıp kemirdiği yetmez gibi bi de ötelere itelemiş ayı. hem hırsız hem de sinsi. 
bir adet lavabo fırçası kafası, bir adet balkon gideri kapağı ve ne olduğu anlaşılamayan bir adet plastik bir şey. hepsi itinayla dişlenmiş, kemirilmiş. peki ya yanlarındaki? bir adet sağlam kemik! kemikte bulamayıp da laylonda bulduğu şey nedir hiç anlayabilmiş değilim. adam resmen çalmayı seviyor. 

✫ hadi bunun suçlusu belli. peki dünyanın en kolay kaybolan şeyi olan siyah tel tokaları kim yürütüyor? nereye gidiyorlar hiç anlamıyorum. iki numaraya da cımbızı yazayım ama o genelde bi yerden çıkıyor. bu dünyayı ele geçirebilecek bir güç varsa, paralel evrende birleşip bir gün bizi mahfedecek olan o tel tokalardır. 

✫ yıllar sonra çay içmeye çabalıyorum. on seneden sonra falan.


✫ imitation game izledim, alan turing'e çok içlendim. savaştan, siyasetten, homofobik devletten bir kez daha nefret ettim, benedict cumberbatch'e yine hayran kaldım. bu arada adamın ismini doğru yazabilmek için elbette google'a baktım. bu konuda yalnız olmadığımı, kendisinin bile öyle yaptığını düşünüyorum. o nasıl isim? sırf adını yazamadğımız için biz türkler için hep şerlok'sun sen. alış buna bebişim.

✫ abimin telefonla konuşmayı sevmemesi üzerine annemle on bininci münakaşamızı yaptık. annemle girilen bu tarz diyaloglardan sağ çıkmak pek mümkün değil. bir de abimle aramızda şöyle bir durum var. birbimizle saçma sapan şeylerden, anbilivibıl kavgalar edebiliriz ve hatta kısa süreli küsüşebiliriz ve fekat küs bile olsak, üçüncü bir kişiden gelen saldırılarda (bu annem bile olsa) birbirimize destek çıkarız. tabi ben yine anne-abi çekişmesinde abiden taraf olduğum için annem bana da fena bilendi bu kez. sonra zaten "ben bir anneyim sonuçta, merak ediyorum. oh, sen de açma telefonunu o da açmasın, öleyim siz de kurtulun bari ben de" diyerek yüzüme kapattı. bu artık bizim aile geleneğimiz.

✫ saçmasapan torrent sitelerine bulaşıp ağzımın payını aldım. istartsurf diye bi eklenti yapıştı chrome'a, gitmek bilmedi. durduk yere reklam sekmeleri açmalar, tam yazarken çat diye kapanmalar falan.. yaklaşık üç saat kadar var gücümle savaştım. tam "bir de şunu deneyeyim olmazsa bilgisayarı atarım camdan" derken malware diye bi virüs programı bulup kurdum. güya avast var, bunca zamandır koynumda yılan beslemişim. iyilerin dostu kötülerin düşmanı malware iki senelik virüsleri bulup sildi sistemden. tabi o lanet istart bokunu da. dünya varmış. 

✫ bir kaç sene önce yaşadığım yerin milyoncusunda, avuç içi büyüklünde ve 10 kat büyüten bi ayna görmüştüm. o gün almadığıma çok pişman oldum sonra. bu kış cero'm istanbul'a gelmeden bir şey istiyor muyum diye sordu. hemen atladım o aynadan al diye. gitmiş ama bulamamış yine de sağolsun 10 değilde herhalde 2-3 kat büyüteninden almış. gerçek bir ruh hastası gibi bazen o alamadığım aynayı düşünüp düşünüp üzülüyorum. geçen gece tam uykuya dalmak üzereyken yine geldi aklıma. bundan dolayı hâla içleniyor olmam epey saçma değil mi yahu. hiç yapmazdım ben böyle şeyler. saplantı gibi resmen, bırakmıyor peşimi. 

✫ orhan pamuk'un son kitabını bulup okumak istiyordum. cero "bende var keşke getirseydim sana ama yazın bizde kalınca okursun" deyince çok sevinmiştim. acelesi de yoktu zaten. ama geçen gün kucağıma pdf olarak düşünce yazı beklemeye dayanamayıp başladım. güzel gibi bir hali var. bitirince belki yazarım. 


✫ istanbul'da lucky strike tütün bulamayınca mecbur kalıp golden virginia almıştım. o da fena değilmiş. daha önce içip beğenmemiştim. meğer iki çeşidi varmış o sert olanmış. düz yeşil pakettekini içmesi kolay, diğeri gibi insanın boğazını kanırtmıyo. george karelias da öyleymiş. ama o fazla hafif geldi bana. alttaki rocks'u adına tav olup aldım, almaz olaydım. lanet girsin o nasıl bir şey! hem acı hem sert. bööğk. 

tabi sigara, tütün kötü şeyler bunlar ama sigara daha bi bet. artık içemiyorum zaten. ağır bir naylon tadı geliyor ağzıma sigaradan. keşke tütün de içmesem ama azaltmaya çabalıyorum. belki böyle böyle kurtulurum kendisinden. zamanında, sigara kadar elimin altında olmaz, sarana kadar zaman geçer azaltırım diye başlamıştım. dmrt sene geçmiş. hem artık öyle bir şey de yok. bu kış peyote'de otururken pele'nin arkadaşlarından biri "oha abi kıza bak, ben sigarayı cebimden çıkarana kadar sardı" deyince epey bi güldük. bi keresinde de abime dert yanıyodum "yhaa çok bırakmak istiyorum aslında, acaba o tütün bantlarından mı alsam" diye.  beni ciddiye bile almayıp " yaw he he, sen o bandı anca ağzına yapıştırısan bırakırsın" diyerek dalga geçti. ama ben tabi yine güldüm hayvan gibi.  allah beni ıslah etsin. 
bu da yazının şarkısı olsun. 




 ayrıca 10 mayıs'ta parkfest varmış, princess chelsea de geliyormuş. the do da güzel grup, lee sağolsun, sayesinde ben de yeni yeni dinliyorum. ve ah keşke abican da gelse gitsek birlikte diyorum etkinliği gördüğümden beri. küçükçiftlik park bizim için pek bi önemli yerdir. onu da başka bi zaman yazarım.

hadi öptüm bol miktar. 


6 yorum :

  1. Sıcacık tatlımsı bi yazı olmuş bu, galiba sevdim burayı takip ettiğim bloglara ekleyeyim hemen.:)
    Ayrıcaaaa bende tütüne başlamayı düşünüyordum ama dört yıldır onu da içmeye devam ettiğini duyunca vazgeçtim, demek ki bırakılmıyor bu sigara ölene kadar içeyim bari.:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler, hoşgeldin.

      melodram aslında tütüne geçmek sigaraya devam etmekten daha iyi bir fikir. ben sigarayla bağımı günde 2 pakedi gördüğüm bir dönemde kestim. günde yaklaşık 30 sigara içiyordum neredeyse ve tütün sonrasında yarı yarıya düştü bu miktar. kimi günler abartsam da uzun süredir günde ancak 10 sigara (tütünle sarılmış) içiyorum. bir de tütün kağıdı hem daha küçük normal sigaradan hem de içtiğin sigaranın süresi daha uzun. yani bir sigarayı 3 dakikada içiyorsan tütünde 7-8 dk falan. böylece bir dahaki sigara ile arasındaki zaman artıyor. her türlü kardasın.

      bir de işin şöyle bir yanı var. 60 gramlık paket, filtresi, kağıdı falan yaklaşık 20 lira ve bana 1 hafta yetiyor. düşün her hafta 1 kitap alınır o farkla :)

      Sil
  2. Nefes alamamaya başlayın da benim gibi, o zaman görün bırakılıyor mu, bırakılmıyor mu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haklısın. keşke öyle olmadan bırakabilsem. ama deniyorum kendimce ben sürekli.
      ve çok geçmiş olsun. umarım şimdi daha iyisindir.

      Sil
  3. Şifonyerin altından çıkanlar çok manidar ahahhahha :D
    Siyah tel tokaları ev cüceleri yürütüyor geceleri, bunların çorap teki yürütenleri de var, bizim evde onlar barınıyor.
    Imitation Game'i ben de izliycem, çok merak ediyorum, Alan Turing'in kalbimde yeri var.
    Ben de yeşil Golden Virginia'yı severek içiyorum. Ama bir yandan sigara da içmeye devam ediyorum. Bıktım üstelik sigara içmekten ama bak kalkalı 1 saat falan oldu, 5 tane içtim bile. Yarım litreden fazla kahve de içtim. Kendimi hala 23 yaşında falan zannediyorum herhalde.
    Bu Kadebostany ve Kalben'i sağda solda görüyorum, bakıyım nasıllarmış.
    Ben de öptüm Sonik Hanımcığım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah yahu, gerçekten hala ergen gibiyim ben de bu kahve sigara konusunda. kendimi tutmasam uyumadığım her anı sigara ve kahveleri ucuca ekleyerek geçirebilirim. hep bir otokontrol halindeyim. zaten bırakırsam en çok bu kendime yaşattığım gerginlik yüzünden bırakıcam.

      kadebostany benim de ilgilenmeye başladığım gruplardan, yavaştan ısınabilir gibiyim. ama kalben'i pek sevmedim. sanırım tek gitar + vokal performanslarını sevmiyorum ben. illa ki bir orkestra olacak. yoksa aklım çok fazla sözlere kayıyor. onun da duygusunu yakalayamazsam kopuyorum. kalben'de de öyle bir durum var benim için.

      bir de seni buralarda görünce yüzümde güler açıyor fermina hanımcığım :)

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...