13 Mayıs 2015

➳ fmo: 21-22-23-24 ve olaylar olaylar

➳ öncesi ve sonrası burada


21 ve 22'ye verecek cevap bulamamıştım. sonra fark ettim ki araya kaynak yapmak da blogırlığa dahil. 21'in cevabını fermina daza'dan 22'nin cevabını ise zihnin arka sokakları'ndan çalıyorum. onlar yeterince güzel anlatmış benim yerime de. 

21. en abartılmış bulduğum film: titanik (önce buna bi' tıklayın)

22. en az kıymeti bilinmiş film: amores perros (sonra da buna bi' tık)

23. en sevdiğim film kahramanları: sibel ve cahit / duvara karşı 
duvara karşı ile olan gönül bağımı daha önce burada yazmıştım. sibel ve cahit'e olan sevgim ise çok değişik. 

ikisinin de seçimleri, bazen bile isteye, bazen yanlışlıkla yapıp ettikleri film boyunca çok etkiledi beni. sibel'in deli cesaretine, azmine hiç imrenmedim mesela. ama buna rağmen onu anladım. bu benim başarım değil. çok içi dolu bir karakterdi sibel. ve sinema bazen çok güzel bir şey, o anı hissedebilmek falan çok acayip. sibel'in halterci kıza sessizce "hadi be sibel!" dediği sahneyi de unutmam mümkün değil mesela.

cahit'e ne yazsam bilemiyorum. ne yazsam eksik kalacak.  bira kutuları arasında uyuyan adamdan dönüştüğü büyük londra oteli'nin camından bakan o adam mesela. hepsi cahit'ti onların. hiç yadırgamadım. sevdi çünkü. yine de çok acayip. ben de onu sevdim işte.

öylesine denk geldi diye de yazmadım ikisini yan yana. bütün filmi çok sevdim de birlikte oldukları sahnelerde daha bi' kocaman kocaman açıldı gözlerim. her hallerine. kaç seferdir söylüyorum bak, izleyin. 

24. en sevdiğim belgesel: soma
başka bir şey yazacaktım. ama sonra bu geldi aklıma. belgesel sayılır mı bilmiyorum. 15 mayıs'ta soma öğretmenevi'nde avukat selçuk kozağaçlı ile yapılmış bir görüşme. tane tane anlatıyor her şeyi. bugüne en çok o olurdu. ingilizce altyazısı da var. link burada.

bugün çok keyfim yok. biraz zor bir hafta geçirdim. dört gün içinde iki ayrı cenazeye gittim. sonra, libya'da ölen genç kaptan da akrabamızmış dün onu öğrendim. epey de yakın. eniştemin yeğeni. ne bu tepemizdeki kara bulutlar derken akşam eve geldim, en yakın arkadaşlarımdan biri çok sevdiği anneannesini kaybetmiş. daha üç gün önce konuştuk arkadaşımla. umudu vardı. anneanne ankara'da, arkadaşım izmir'de. yetişememiş cenazesine. çok ağlamış. ben de istanbul'da. yanında olamadım diye ona da ayrı üzüldüm. iyi günler hadi bir şekilde geçiyor da böyle zamanlarda uzak olmak çok üzüyor beni. umarım kötü haberler serisi bitmiştir. gerçekten bitsin. 

bir de bu kadar oraya buraya koşma faslında nete giremedim pek, tv de izleyemedim. dışarılarda koşup koşup eve gelip kitap okudum sadece. kenan evren'in öldüğünü de üç gün sonra falan öğrendim. kendisini anmadan geçmeyelim. 
HARAM OLSUN! HARAM!

hadi hoşçakalın. 




2 yorum :

  1. Zihnin Arka Sokakları, tek başına orta büyüklükte bir şehrin ahalisi kadar bilet alıp seyretmiş Titanik'i yıllar boyu. Çekiştirdim, gidiyorum :D

    YanıtlaSil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...