26 Nisan 2016

★ smo: 13 / 14 / 15

koştur koştur çelınca yetişmeye geldim. 

saçaklının tüm soruları burada
tüm cevaplarım da burada

★ sevdiğim şiir ya da alıntı?

favori şiirim çok. bazı şarkı sözleri de çok şiir çünkü. mesela aysel gürel bazen öyle şeyler yazmış ki "e bunun neresi şiir?" diyenle aram bozulur. tam olarak şurası şiir çünkü:

hapishane şiirlerinden de etkileniyorum. ahmed arif'in yazıp sonra da içli içli okuduğu şu şiir var:


her dinlediğimde sanki her gece duvara çentikleri birlikte atmışız, havalandırmada voltaya birlikte çıkmışız gibi geliyor. 

bir de alttakini çok beğeniyorum. 

"bazı şeyleri şairlerden daha güzel kimse anlatamaz' diyor bana bu duvar. hakkını yemeyeyim renkler de çok güzel. 

şiir, resim, müzik falan bunlar olmasa bokun içinde dönüp duruyoruz aslında biz. 

★ özel bir yeteneğim var mı? 

var. çok iyi arkadaş seçerim. 

kendi kendime nazar değdirmeyeyim şimdi ama "arkadaşım" dediğim hiçbir insandan bir kötülük görmüşlüğüm yok şu hayatta. bir zamanlar çok yakın olup şimdi nerede olduğunu bile bilmediğim insanlar da oldu ama işin içinde bir kazık atma, bir adilik, kenafirlik falan yok. hayat öyle gerektirmiştir, büyümüşüzdür, değişmişizdir, ortak zevk ve kederlerden uzaklaşmışızdır vesaire. bu konuda iyi olmak beni çok sevindiriyor. otuz dört yaşıma geldim, hayatıma renk katan bu iyi kızlar ve iyi oğlanlar olmasa bir brokoliden farksız olurdu şu otuz dört sene. 

arkadaşları da "çok arkadaşım ama az dostum var" falan diye saçma kategorilere ayıran bir insan değilim. dost ne bilmiyorum. bence arkadaş sözcüğü yeterince karşılıyor anlamını. arkamı kolluyor işte. yaslanıyorum, güveniyorum. o arada gülüp eğleniyorum da. eksikliklerini görmeyeyim hiç. 

bunun dışında evrenin bana bir hediyesi olarak 'kimden ne zarar görürüm?'ü  o kişiyle tanıştığım ilk birkaç dakika içinde anlıyorum. he hiç mi ağzıma sıçan insan olmadı? elbette oldu ama onlar hep ya iş çevresinden ya da koynumda yılan beslemişim kontenjanından kuzenler falan oldu. yani bir şekilde mecburen, seçmediğim halde bir arada durduğum tiplerdi. ki onlardan da beklemiyor değildim. yeminlen hep "bundan bir şey gelecek başıma" dediğim tiplerden gördüm kenafirliği. yani işte böyle. 

★ en sevdiğim mevsim?
uzun yıllar yaz idi artık değil. çünkü gerçekten küresel küresel böyle her bir yerimizden mi ısındık yoksa ben mi menopozlu teyzeler gibi o kadar sıcağa artık gelemiyorum bilmiyorum ama yazın o nefes alamama, sıcaktan kolunu bile kaldıramama hallerini çekemiyorum artık. yaz bana annemin deyimiyle tam olarak şöyle hissettiriyor "ayhh bi cam açın 'afacanlar' basıyo!" ahahahahah 

bahar seviyorum, böyle çiçekli miçekli, hafif yağmurlu, esintili bahar günlerini daha çok.  

for example:


içinde arkadaş, bir miktar çiçek, kahve ve bol miktar eşek olan bahardan daha güzel ne olabilir? 

öptüm. 







12 yorum :

  1. Hiç kazık yemiyorsun çünkü kazık atmiyorsun.

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vallahi atmıyorum :) ama var be dukuju hiç kötülüğe bulaşmadan başına binbir türlü şey gelen insanlar. onlara da çok üzülüyorum.

      Sil
  2. Yetenek konusunda aynı fikirlere sahibim. Ama neden aklıma gelmedi acaba? Arkadaşlık ve dostluk? Bende ayıramam bunu birbirinden. Arkadaşlarımdan memnunun, kazıkta yemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. birazdan gelip aklına gelenlere bakicim, belki onlar da bende tutar, benim aklıma gelmemiştir. ay ne biçim cümle kurdum, kendi cümleme göz devirdim şu an. :)

      Sil
  3. İyi arkadaş seçmek ne güzel bir yetenekmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimdiye kadar çok işime yaradı, ekmeğini bir ömür yerim diye umuyorum. :)

      Sil
  4. Zerre ön sezim yok. Hep artıda başlıyorum, olayın akışına göre değişiyor insanlar hakkındaki kararım. Akıllı dediğim salak, eğlenceli dediğim çirkef falan çıkabiliyor. Arada tuttuğu da oluyor tabii..
    Bugünkü meydan okuma ile burcumdan mı onu anlıyciim! :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilk bir kaç dakika ben de artıda başlıyorum çoğu zaman ama başka yerlerden ele veriyor kendini insanlar. seninlle konuşurken değil dünyaya davranışındaki bir şeylerden yani. ay tarif edemedim hiç. üzerine düşünüp bunlarla ilgili bir yazı mı yazsam acaba? belki faydam dokunur.

      Sil
  5. Hepsine de +1 be!

    İyi ark seçme kazık yememe (checked)
    Eskiden yazı sevip şimdi Bahar'da karar kılma (checked)
    Neruda ve Ahmet Arif sevme (checked)
    Yalnız ilk karedeki şiirin filmini yapmışlar "village" bildin mi? Asdfghjkk
    Afacanlar basma lafına bayıldım (benim bebelerin kafama gözüme basarlarken fotosunu çekip "ayh afacanlar bastı" yorumuyla insta dan yayınlıyım diyorum, valideniz hanımdan patent koparabilirsek :-)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazıyı yazdıktan sonra hayvan gibi yağmur yağmaya başladı başak, bütün camlar açıktı her yerden deli gibi esmeye başladı, kalktım ayağıma çorap falan aradım. sonra kafamın içinde yaz şöyle şeyler söyledi " böhühüh bak beni yazmadın, ben seni bi' gün şöyle üşüttüm mü ha? neden vazgeçtin ki benden?" ay dedim o da haklı. bahar böyle yapmaya devam ederse iki gün sonra buraya "en sevdiğim mevsim yaz bi kere, tamam mı" diye atar yapabilirim kendimce. bana güven olmazmış onu anladım. :)

      annemin patenti al zaten kendisi asla kabul etmiyor böyle şeylerini. "hayır canım ne alakası var, ben öyle bir şey demedim!" falan diye havalara giriyor. hadi afacan bi' seferlikti, bir de "şemŞiye"si var annemin. asla şemsiye demiyor ama söyleyince de şemşiye dediğini kesinlikle inkar ediyor. lazımsa onu da al hatta. :D

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...