14 Nisan 2016

★ smo:3 çantamın içi, evimin bitmeyen derdi, sikrıt evren kozmoz falan

çantamın içini dökmeye geldim. sonra baktım dökünce hiç havalı durmuyor, kavgadan yeni çıkmış cono çuvalı gibi oluyor ben de tumblr kızlarına özenip dizdim böyle. 





bunlar her dışarı çıktığımda yanıma aldıklarım. geyikli olan tütün cüzdanı cool kocam lee'nin hediyesi. içine tütün, kağıt, filtre ve çakmağı da atıp dağınıklıktan kurtuluyorum. 

pembe anahtarlığı çok aradım. bu yaz kıbrıs'ta mr pound'da görünce de evladını bulmuş ana gibi üstüne atladım. çünkü normal anahtarlıklar çantamı deliyor, telefonu çiziyor falan. bu öyle değil. çıt diye kapatınca küçümen bir cüzdana dönüşüyor. kendisiyle aşk yaşıyoruz. 

para cüzdanını da çok aradım. çünkü yeni model kadın cüzdanlarında para koyma yeri düz iken kart koyma yeri yan duruyor. ben market kasalarında falan 'aman kimseyi bekletmeyeyim' diye gereksiz panik yapan bi' insanım. kaç kere parayı çıkarcam diye yandan bütün kartlar şelale misali yere aktı. bir de oralarda yerlerden kart topla. çok saçma anlar. sonra dedim eeeahhh yeter. her yeri düz olanını bulayım şunun. dedim ama ne kadar mağaza gezdimse bulamadım. en son gittim aliexpress'ten sipariş verdim. o da aylarca gelmek bilmedi. 

posta takibi yaptım, shangai civarlarında kaybolmuş gözüküyor. mail attım. paramı geri yatırdılar. para dediğim de on lira. öyle çok kaliteli bir şey değil ama şekli tam istediğim gibiydi. sonra tam umudu kesmişken postacı gelip elime bunu tutuşturdu. sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. bi' ara mail atmam lazım onlara da. haram yemiş gibi oldum ama vallahi benim suçum yok. 

ajanda sinek sekiz yayınevi'nin. içinde doğa olayları takvimi falan var. ama ben doğacı bi' insan değilim, rengi güzel diye  aldım. bir de her güne bir sayfa ayırdıkları için.  bir de ne çok büyük ne de çok küçük olduğu için. a5ten biraz daha küçük. dnr'dan aldım. 

gözlük pelin'in doğum gününden hatıra. mango'da gezinirken standın birinin önünde durup birer gözlüğe uzandık. sonra takıp birbirimize döndük. meğer aynı gözlüğe gitmiş elimiz. ama o siyahı beğendi. benimki kahverengi mor arası tuhaf bi' renkte. iyi ki almışız. her taktığımda aklıma pelin geliyor mutlu oluyorum. 

parfüm avon. hem kış için güzel kokuyor, hem kalıcı, hem de almak için kredi çekmem gerekmiyor. zaten şanslı bir insanım, yaz günü ev falan taşımadıysam ter mer kokmam. o yüzden bluzlerim falan kolay kolay kirlenmez. herkeste olan o 'giyilmiş ama kirli değil bunlar' sandalyesinden aldığımda hâlâ temiz temiz parfüm kokuyor olmalarını seviyorum. tam ismi sanırım avon far away. bunu da internetten aldım. yanında deodorant ve kocaman bir body lotion hediye geldi. onlar da far away. 

o yan yana duran pembe mavi paketler kolonyalı mendil. eyüp sabri tuncer paket yapmış böyle içinde lavantalı, güllü, kiraz çiçekli falan bir sürüsünü. içinde ne olduğu belirsiz ıslak mendilleri yük edeceğime bundan alayım dedim. daha kullanmam gerekmedi. nasıl koktuklarını hiç bilmiyorum. 

üzerinde 'beyaz' yazan pembeli kağıt mendillerden de çantamdan dört paket çıktı ama kompozisyonu bozdukları için sadece birini koydum. suriyeli çocuklardan alıyorum peçeteleri. 



sokak çocuklarından bir şey almadım yıllarca. çünkü bu onların sokağa daha da çok salınması demekti. ama suriyeli çocuklar öyle değil. gerçekten biz alsak da almasak da sokakta olmaya mahkumlar. en azından iki kuruş faydam olsun. nerede görsem, ne satarlarsa satsınlar alıyorum. migros, bim kazanacağına suriyeli bebeler kazansın da boğazları iki gram yemek görsün. şurada uzun uzun yazmıştım ben.   

çantamın içi bitti. 

bir de buraya ev için gözümde kalan, ay bundan olsa ne güzel olur dediğim şeyleri iliştireyim. buraya yazınca sanki evren kozmoz daha çabuk dönüyor bana. bir şekilde ya hediye geliyor ya da saçma pahalılıkta olmayanını buluyorum falan. sikrıt vardı bi' ara o da böyle bir şeydi sanırım. 

mesela bu yandaki ahşap fenerlerin çok hayranıyım. ufak tefek olanlar hadi neyse de ben görgüsüz gibi büyük olanları beğendiğim için kredi kartım bana dur diyor. company diye bi' mağazada buldum. 30x60 olanı 190 teleee idi. hööhh dedim. çoluk çocuk doyar o paraya. saçmalama. durdurdum kendimi. bizim bey, mobilyanın başkentlisi olmasıyla övünüyor. kendisinden çok umudum yok ama dayıları mobilyacı. gidip "dayı bak allaaaan adını verdim, yap bana bundan" diye kendilerini darlayabilirim. neyse ki beni seviyorlar.

bitti mi? bitmedi. 

evde sehpamız yok. aslında olabildiğince az eşya seviyorum ben. ama bu memleketin de misafir gerçeği diye bir şey var. birileri gelince "al sen şu çayı tut, heh şimdi al tabağı da dizinde sabitle" denmiyormuş. yani şimdiye kadar diyordum da galiba dememeliyim. durduk yere iki çay içecek insanları da paniğe sokuyorum. 

önce beğendiğim ama saçma sapan pahalılıkta olan modelleri göstereyim sonra da alınabilecek kıvamda olanları. bir nevi hayaller hayatlar. 



bu yukarıdakiler gibi sehpaları beğeniyorum. yemek masası almadan önce de böyle şeylere baktım ama bakmamış gibi yaptım. bunlar pahalı. bir de masa olmuş hallerini düşünün.
ben de uzun uzun düşünüyorum. 

altı üstü iki kütük, tasarımlar zaten batıdan falan arak, peki ya ormanlar? ormanlara kıran mı girdi? neden bu kadar pahalı olmak zorunda bunlar? 

işte böyle şeyler düşünüyorum. cevap bulamayınca da gidip daha alınabilir şeyler bulmaya çalışıyorum. mesela bu alttakiler alınabilir. öyle milyor milyorlar değilmiş, üçlü üçlü 160 tele imiş. çam olanı daha çok beğendim. 



dekoreyşın şeylerine çok meraklıyım ama kafayı da bununla bozmak istemiyorum. isterdim de bunu kendime yakıştıramıyorum. 'ona dökeceğin parayla gider hayrına sokaktaki bebelere üst baş alırsın saçmalama' gibi hatırlatmalarla durduruyorum kendimi. allah beni ıslah etsin.

bir de ne zamandır şu alttaki lambaya meftunum. kendim yapmak istiyorum lâkin o ağaç dalı nereden bulunur, alttaki o ayak kısmı nasıl sabitlenir hiçbir fikrim yok. bunun için de dayılara sırnaşabilirim. böyle küçük hesaplar yapıyorum. bakalım başarabilecek miyim? 



öptüm. 




18 yorum :

  1. Off aliexpress alışverişleri :/ İki keresinde Çin Elçiliği'nin kapısına gidip taş atacak hale geldim ahahhahha :D
    Esas kavgadan çıkmış cono çuvalı benim çantam, dökeyim de yazayım hemen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. resmen pusuda bekliyormuşum biri çanta içi dese de kız gibi çeyiz sersem diye. :D

      aliexpress'le çok saçma bir aşk nefret ilişkisi yaşıyorum ferminam. akşam yovv novvv çin! ucuz işçi çalıştırıyor bunlar!hayır olmaz almam ben burdan bişi! haağğğyırrrr diye bilgisayar başından kaçarken sabahına dışarı çıkıp kırtasiyede falan beğendiğim her şeyin altında zaten made in china yazıyor olması ve aliexpress'tekinden en az 3 kat pahalı olması sinirlerimi bozuyor.
      bir de binbir türlüsü!
      daha güzelleri!
      en güzelleriii!

      gel diyor gelll! yaklaşık üç ay sonra kavuşacağız ama olsun gel al beni!

      ay rabbim kimseyi uzakdoğulu usülü göz kırpıştıran defter kalemle sınamasın. poster konusuna hiç girmeyeyim!

      Sil
  2. Çok hoş yaa özellikle geyikli çantacığına bayıldım her ne kadar içindekilerini sevemesem de ( yeşilaycıyız :P ) dışı çok güzelmiş
    Bayadır bu kullandığın türden anahtarlık kullanan görmemiştim ilginç geldi aslında ama anlattığına göre epey kullanışlı özellikle telefonumu anahtarlar çok çiziyor benim de :/
    Sehpalarına bayıldımmmm ama dekorasyon ürünleri niye bu kadar pahalı hiç anlamam >_<

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o anahtarlıktan ben de en son çocukken görmüştüm aslında. babamın vardı hatta siyahı. o da ucundaki şeyden(ney o?) kotunun falan kemerine yerine asardı kapatıp.
      sonra nereden aklıma estiyse dedim bulucam ondan, bana o lazım. çok saçma bir şekilde de buldum. evren kozmoz olaylar olaylar (burda x-files müziği çalıyor)

      sehpalarım henüz hayallerimde benim ama gerçeklerimde değiller. alttaki 160 teeeleliklerden sipariş edicem birazdan sanırım. kütük olanların da inşallah modası falan geçer de seri sonuna düşerler belki. o zaman alırım anca.

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. kıbrıs'ın en hatta tek güzel dükkanı değil miydi? yalansa yalan de! :D

      Sil
  4. Az önce beni azarladığın yorumu gördüm, koptum kdhfkdhfıof : )) Tamam akşam size yetişicem, toptan hepsini yazıcam. Yehuuu!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazen içimdeki blogger sevgisi gözümü kör ediyordu, amaca giden yolda her şey mübah gibi geliyordu, yazsana yazsana yaz yaz hadi yaz diye kıstırmak da sevdaya dahil idi. :D netekim işe de yaramış idi ahahahahhahah ^_^

      Sil
  5. Size yetiştim! dediğiniz gibi 2. ve 3. maddeleri beraber yazdım ^^ Üşenmezsem 30.'ya kadar beraberiz.

    Ajandanıza ve beğendiğiniz tasarım eşyalara aşık oldum U_uuuuuuu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. üşenmek yok! acı yok! sebat var sabır azim var!
      bak dukuju'ya neler ettim. seni bin beter ederim anıl :))
      öptüm güzel yanaklarından.

      (burada ablalık hatta teyzelik kozumu kullanıyorum, böyle tatlı sert çirkinleşmeler falan !)

      Sil
  6. Ben de yetiştim Anıl. Ama benimki sizler kadar şık olmadı yahu. Normal ev pizzası gibi durdu Dominos'un yanında. Peheheyt.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sonunda bu da oldu! bu sitede biri bana şık dedi. annem duysa sevincinden ağlar.

      Sil
  7. yazıyı tee sabah işe giderken okuyup uyuklamaktan yorum yazamadım iyi mi... sabahlar çok zor, sabahlar zalım!
    Eyüp Sabri Tuncer'den benim de var bu küçük mendiller. Güzel bir insan gönderdiydi ama kaderi seninkiyle aynı. Kıyamıyorum ya kullanmaya :) Mezara şaabıcam ben hep öyle şeyleri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin için makyaj vloggerı kızlar gibi "kolonyalı mendil koklama videosu" çekerdim ama kamera 7 kilo fazla gösteriyo dediler. yovv novv. zaten olmuşum yarım dünya. böhühühühüüh gidim de eppek arası salça malça süreyim kendime geleyim.

      Sil
  8. Analık, çoluk çombalak, kaka-çiş-pırt-zort durumlarından Fenalık geldiydi azıcık da buraya salça olmak isterim, müsaade varsa.

    Ohh tumblerlıklar, dekorasyonlar falan derken bi içim açıldı yalnız kendimi yine de "aboooww çarşı pazar gezip anahtarlık aramak, hayalinde bir cüzdan olmak ve ona ulaşmaya çalışmak" falan diye şaşırıken buldum :) çok ütopik geliyor bana böyle minnoş hedefler, leşlik ve zamansızlıktan :))) özlüyorum bi de çokça, iyi geldi.

    Sondaki lamba şahane. Aynısından yapar kesin benim beyim, bi göstereyim bakalım tüm hakları Saklı değilse :p
    Aynı bu tarz bi kurumuş ağaç parçasından, kollu dallı budaklı bi elbise askılığı yapmışlığı var, efsanedir. (Resim ekleyebileydik hemen atardım)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya hoşgeldin! ben de üj bej gündür gördüm senin blogu dukuju'dan, çok gülüyorum okudukça ama merabaaaa deme fırsatı bulamamıştım. merahaba merhabaaaaa! (melodili)

      çarşı pazar gezdim dediğime bakma, üst üste üç dükkan gezince intihar edesim geliyor benim, minnoşluğu bırak can verecek gibi oluyorum o mağazalarda. ay allahım bi' de guptıs dıptıs müzikleri..

      ama anneliğe ve annelik miladıyla çekilen her çileye çok saygı duyuyorum. ben evde ilgi ilgi diye çırpınan köpek hayvanına tahammül edemiyorum bazen allah kolaylık versin ama siz de anneler de az değilsiniz. "bi öpüyo bütün yorgunluğum geçiyo" diyosunuz farkında değiliz sanmayın! kıskanıyoruz çünkü biz o salyalı öpücükleri bol miktarda.

      o elbise askılığını düşünüp hayaller kuruyorum şu an, n'olur sonikpanik@hotmail.com a yollayıver bi' fotosunu. eğer lambayı da yaparsa resim isterim ve elbette yapsın yahu ne güzel olur. hem böyle yapılmışı var diyeninden akıl alırım ben de.

      öptüm :)

      Sil
    2. ay dur yollama, kendi mailimi yanlış yazmışım yok öyle bi adres. doğru adres şu:

      sonikpanik@gmail.com (beş kere kontrol ettim doğru mu diye)

      Sil
    3. Hehe tabi canım, o bi bilmemneyle herşeyi unutturuyorlar muhabbeti kesin bilgi :)

      Yaşadığım yerde mağazalarda müzik çalınmıyor, sen söyleyince farkettim desem yeridir. Ama ben kuş kadar olan alışveriş vaktimde detaylarda pek kaybolamıyorum. Büyük kitabevlerinin kırtasiye reyonlarına falan dalınca (deliririm çünkü) kendime gelmem çok zaman almıyor artık :)

      Askıyı hemen yolluyorum 5 dakkaya mailinde:)

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...