18 Nisan 2016

★ smo:6 / 7 evimin ayısı göynümün yarısı, pijamam ve gabo'lu yüzüncü yazı

saçaklının tüm soruları burada
tüm cevaplarım da burada

★ evcil hayvan olarak ne beslemek isterdim?

hâli hazırda zaten elli kiloluk bir ayı hayvanıyla yaşıyoruz. bakın evimin ayısı ile muhtelif haller.




sanmayın ki küçük suratlı yahut minyon bir insanım. değilim. çayır çimendeki adam cool kocam lee. sanmayın ki ufak tefek bir adam. bilakis kendisi boşnak atalarından aldığı anlamsız uzunluk genlerine sahip bir kişi. (ehehehhe merhaba minaaa :D) ve sanmayınız ki koltuk küçük. değil!
ayımız büyük, çok büyük. 

sadece büyük değil aynı zamanda meraklı ve de tembel. bakınız mahalleden ses gelince cama koşan ismail abilik ve banyo sonrası "bırakın beni çok uykum var"cılık. 



lâkin  ayı mayı ama kalbi bir bebek, bebecik. ömrüm kedi, köpek bakmakla geçti. ve yemin ediyorum bu kadar bebek ruhlusunu, böyle kırılganını, "annöcöğömm noolur kay da börlöktö uyuyalum"cısını görmedim. cağnım benim. 



misal üstteki, yumoş kalpli ayımın en hassas anlarından biri. çünkü evden çıkıyorum. çok üzgün. 

tabi her büyük köpek gibi götüyle dağları devirmiyor mu deviriyor. sıradan bir heyecan anında evdeki bütün eşyaların yerini değiştirebiliyor mesela. kaç kere kuyruğuyla uçurduğu bardağı, çanağı  falan havada kaptık. allahtan karı koca refleksleri sağlam tipleriz de minimum hasarla çözüyoruz işi. 

saldırganlık, ısırma huyu falan yok ama her köpek gibi bu da bir şeyler kemirmeyi seviyor tabi. yine de bileğinin hakkıyla çaldığı şeyler sanırım daha tatlı geliyor ayıya. bu fotoğrafı geçen gün çektim mesela. 


evden çıkarken biz yokken sıkılmasın, dişlesin diye bu kemiklerden veriyoruz. ama her seferinde gidip ayakkabalığa sığmayan kutulardan bulduğu ilk ayakkabıyı çekip çiğniyor. ben de taktik geliştirdim. bu çakma converseler benim  eski bakkal ayakkabılarımdı. birine veririm diye ayırmıştım kenara. bir gün baktım almış, giyilemez hâle getirmiş tekini. kızdım falan 'hıııı yapma sakın bir daha!' diye böyle conversleri burnuna burnuna sallayıp. sonra da ayakabıyı kaldırır gibi yapıp göreceği şekilde aynı yere koydum. o arada söyleniyorum o tarafı gösterip "bak bir daha alırsan döverim seni hııııı" falan. gerçek bir broadway performansı sergiledim orada. yedi mi peki? vallahi yedi. o günden beri sadece bunları alıyor. çünkü ayımın kafası tam olarak şu şekilde çalışıyor. 

- beni evde yalnız bıraktınız ha! 
- demek öyle! 
- şimdi en sevmediğiniz şeyi yapayım da görün gününüzü! 
- neredeydi o yeşil şey!

son iki üç aydır evden çıkıp her döndüğümde gördüğüm manzara işte o yukarıdaki foto. her seferinde 5 santim daha kemirilmiş. böyle böyle tükenecek tabi ayakkabı ama neyse ki diğer teki var. bu seneyi böyle tek çiftle atlatsak ona bile razıyım. 

ayhhh amma anlattım yine. görmemişin çocuğu olmuş.. 

beslemek istediğim hayvan olarak ilk aklıma gelen tam olarak şu arkadaş. 



kendisi kıbrıslı. fotoğrafı üç dört sene önce orada yaşarken "annemler geldi, bir de karpaz görsünler"  diye çıktığımız ufak çaplı bir gezide çektim. yoksa böyle dağ bayır gezme işleri bana göre değil. neyse, bu eşekler orada koruma altında. bir nevi hindistanın inekleri durumu. burası karpaz, bu tür eşekler dünyada sadece orada varmış. hatta üniversitedeki biyoloji hocam literatüre "karpaz eşeği" diye özel olarak geçmeleri için epey uğraş veriyordu. ben de bu arkadaşı nüfusuma geçirmek istiyorum. 

fotoğrafı arabanın içinden çektim bu arada, yanına gidip rahatsız etmedim yani yanlış anlaşılmasın. çok da kızarım öyle şeylere. ama bunlar çok sırnaşık tipler. kendileri böyle gönüllü yol kenarlarında takılıyorlar. yavruydu bi' de bu. sevelim diye geldikçe geldi üzerimize. ama annem hayvanlardan çok korkar.  hayvan bize bir metre kala annem çığlığı basınca kaçtık. çok istemiştim alıp eve götürmeyi oysa ki ben. yuh tabi yok daha neler de yahu en azından bir okşasaydım. tırsak anam yüzünden çok içimde kaldı. 


ay yine destan yazdım. diğer soruya geçeyim. 

★ yatarken ne giyerim? 

bu soruya evliliğimi tehlikeye sokmamak adına cevap vermek istemiyorum. 

ahahaha şaka be şaka. normal penyeli bir şeyler bulup giyiyorum işte. ama tabi her şeyi değil. yatakta eşofman giymem mesela, cepli bir şey giymem, kopçası olan herhangi bir şeyle(!) uyuyamam, sıkı sıkı taytlar giyemem. öyle yok satendi, dantelliydi öyle şeylerle de uyuyamam. ne yazın ne kışın pamuklu penyeden başka bir şeyle uyuyamam. aslında favorim bi' don bi'  tişört işte be ya. niye uzattıysam?



son olarak; bu yazıyı yaklaşık 5 saatte falan yazabildim. yani yazmaya başladığımda 17 nisan idi. yani ruhumdaki büyülü gerçekçi dünyayı zenginleştiren gabo'yu kaybedeli bugün iki sene olmuş. nasıl oldu bilmiyorum ama olmuş işte. bir de bu blogun yüzüncü yayınıymış. gabo'ya da böylesi yakışırmış. 

bu fotoğrafını gördüğüm andan beri çok seviyorum. acaba tam o anda ne yazıyordu? ben hep şuymuş gibi düşünmek istiyorum:

- İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.

- Sizlerin burada kalması için benim ölmem gerekiyorsa, ölürüm. 

aha da gittim. 










15 yorum :

  1. Sabah sabah gülümsedim. Mizahi bir anlatım. eşek sıpalarını ben çok severim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. meğer kedi köpek gibi baya sevgi dolu hayvanlarmış eşekler. ben de köy hayatı bilenlerin yalancısıyım ama bence de öyledir. :)

      Sil
  2. Ay ayılı evler çok güzel... ^_^ bir süre aynı evde bulunması da... ama sürekli haliyle ilgili bir takım yakınmalı duyumlardan ötürü öok emin değilim. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o kısma hiç girmedim farkındaysan evet. iki gün silip süpürmeyeyim cidden ev dingonun ahırı ile belediye çöplüğü kıvamı bir yere dönüşüyor mesela. derdim dünyadan büyük!

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. dahası bunu geçekten aşırı farkında. her işini o şirinlikle gördürüyor. :)

      Sil
  4. Yaa sen bu çelıncı çok güzel yapıyorsun, çok beğeniyorum hep okurken <3 Sifu'yu da çok beğeniyorum, altın gibi bir kalbi ve anlamsızca iri olma genleri var :D
    Converse numarasına bayıldım, ben de deneyeceğim. Ahahhaha ay çaresizliğimize üzüldüm bir yandan da :D
    Marquez de hiç gitmemiş gibi davranıyorum galiba :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumunu gündüz okudum ama yoldaydım cevap yazamadım. sonra aklıma bir şey geldi, len dedim doğru mu hatırlıyorum yoksa hayal miydi falan diyerek gittim gabo öldüğü gün senin yazdığın şeyi buldum. çok duygulandım altındaki sohbetimize. sevgilimle ilk tanıştığım anı videodan seyretmiş gibi oldum. içlendim öyle kendi kendime.

      ayrıca çelınc işi iyi geldi bana sanırım ondan öyle hissettin sen de. çok sıkılmıştım ne zamandır test kitapları içinde, içime içime atmışım da paldır küldür anlatasım gelmiş sanırım.

      sifu senle koko ve kudiyle tanışacağı günü bekliyor. üçünüzü aynı anda görse büyük ihtimalle sevinçten evi yıkar evi! bu da böyle bi' tip :)

      Sil
    2. Aaa hakikaten! Nişanlandığımız günmüş o bizim ahhahhaha!
      Sifu tam Koko'nun aradığı güreş arkadaşı, ne sevinirdi gariban sonunda eni enine boyu boyuna denk arkadaş buldu diye :)

      Sil
  5. sonik, köpek sever biri olarak köpek fobisi olanlara gıcık kapar mısın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay yok olur mu? aksine çok iyi anlayabiliyorum. ben de böceklerden korkuyorum dukuju, bir insan bir şeyden en çok ne kadar korkabilirse o kadar çok korkuyorum hem de! tarifi olmayan bir şekilde sinirlerim bozuluyor böcek işine. hani bu şeltokslar var ya ben onların şişesini bile tutamıyorum. ıyyyhh düşününce bile sinirlerim bozuldu.

      köpek fobisi olan da elbette gıcık olmam, hele korkan insanın gözünden bakınca benim ayı eminim ecel gibi geliyordur. böyle kapkara, kocaman falan. anlıyorum ben seni asla gıcık olmam. :)

      Sil
    2. Hepsinden korkmuyorum ama senin evinin ayısına alışmak için biraz tezahürat lazım bana. Sonra tamam. Hisler yeseriyor bende. Böcek fobisi çok ilginç. Aslında tüm bu hayvan fobilerinin psikolojik bir karşılığı varmış. Öyle diyollaa.

      Sil
  6. Allahımm mutluluk sebebi bu fotoğraflar çok özendim şuan sana benim niye böyle bir köpeğim yoook :/ çok şanslısın ya

    YanıtlaSil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...