5 Mayıs 2016

★ smo:23 cücelerim, hayatımın çiçek kokan mucizeleri..

saçaklı'nın tüm soruları burada
tüm cevaplarım da burada

 yaparken heyecan duyduğum şey?

iranlı bir öğrencim vardı, ismi mani. o, okula başladığında diğer cücelerle birinci sınıfın ikinci haftasını geride bırakmıştık. çoğu anaokulundan beri arkadaş, olmayanlar da zaten kaynaşmış falan. mani ise henüz bir hafta önce gelmiş iran'dan, tek kelime türkçe bilmiyor. biraz da ürküyor elbette. her şey çok yeni onun için. ceylin ekin'le gülüşürken, toprak defne'ye aşkını ilan edecek düzeye gelmişken mani hiçbirinin adını bile bilmiyor.

bir süre annesinin okuldan gitmesini istemedi, kırmadım. annesi de kırmadı, haftalarca koridorda bekledi biz ders işlerken. ama şart koştum mani'ye, annesi biz dersteyken bekleyebilir ama zil çalınca annenin yanına gitmek yasak! tenefüslerde bahçede çocuklarla takılacak. iyi ki de böyle bir şeye zorlamışım onu. o ara çocuklar da çok sahip çıktılar bu şarta, haklarını yemeyeyim, mani'yi çekiştire çekiştire oyunlarına dahil ettiler, hiç yalnız bırakmadılar canım yavrularım. bu arada öyle güzel oynuyorlardı ki sürekli bir goygoy, bir kahkahalar..  bir gün gittim "ne var bana da söyleyin, neye gülüyorsunuz?" dedim gülmekten cevap veremediler, baktım mani de gülüyor. o ara ne olduysa artık anlaşmanın bir yolunu bulmuşlar işte. 
ingilizce, fransızca gibi bir dil bu da: çocukça dili. ve biz yetişkinler öküz olduğumuz için çoğunlukla bu dili anlamıyoruz. 

tüm bunlar olurken mani arkadaşlarına, bana, okula hepsine alıştı. koridorda bekleyen annesine "artık gidebilirsin." dediği günkü heyecanımı tarif edemiyorum şimdi. belki okuyunca çok sıradan geliyor. ama benim için bu çok büyük ve heyecan verici bir adımdı. 

bu arada o tek kelime bilmeyen mani, sene sonu gelmeden türkçe'yi neredeyse arkadaşları kadar iyi konuşmaya başladı. okuma ve yazmayı diğerleriyle aynı zamanda ve aynı derecede öğrendi. birinci sınıfın sonunda artık dikte yapabiliyordu ve hatta bazılarından daha bile iyi yapıyordu. 
bunu düşünmek de beni çok heyecanlandırıyor hâlâ.

her insan bir dünyadır sözünü çok seviyorum. çocuklar ise her gün yeni bir dünyaya dönüşüyorlar. öğrenme hızları inanılmaz. o mini minnak beyinlerinin sünger gibi her bi' şeyi içine çekip sonra da havai fişekler gibi etraflarını parıldatmasına çok heyecanlanıyorum.  

öğretmenleri olmanın en güzel yanı bu, her an o parıltılar sayesinde ışıl ışıl hissedebilmek. bir çocuğun, defalarca deneyip yapamadığı bir sorunun çözümünü bulduğunda gözünde çakan şimşekleri, gözgöze geldiğimiz an bakışlarıyla "öğretmenim! başardım!" demesini, o iki saniyelik zaman diliminde yaşadığım heyecanı da tarif edemiyorum. 
ama neşet ertaş tam olarak şöyle demiş: 

"kalpten kalbe bir yol vardır, görünmez.."

işte çocuklarla aramdaki o gizli yolda başıma gelen her şeye heyecanlanıyorum ben. 

ne güzel soruymuş bu. 



11 yorum :

  1. annem ilkokul öğretmeni. kendisi de biraz kalben mesai yapan bir türüdür öğretmenliğin. kendi döneminde tek öğretmenler gününde hediye kabul etmeyen, çocuklara kemalettin tuğcu dışında yazarlar sevdiren biriydi. aralarında derin bağ olurdu. yıllar geçiyor (bak bu kısmı sana) yirmi yıl, hatta daha fazlası. o tatlı öğrenciler unutmuyorlar sevgili öğretmenlerini. annem de unutmuyor hiçbirinin bakışını, halini, heyecanını.

    gelecekte seni çooook yüklü sevgi bağları bekliyor sonikciiim. bunların üzerine daha bir sürüsü. güzel şeyler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu hediye meselesi çok önemli. ben de hiç kabul etmedim biliyor musun? ama bir firem var. bir gün okulda kermes var, ben bunları dağıttım dedim hadi dağılın gidin, para üstlerini saymayı unutmayın falan. (kazıklanmadan alışveriş yapmayı da öğrensinler istiyorum tabi.) neyse kermes bitti tekrar derse girdik. bir baktım ellerinde bir hediyeyle geldiler. "hayır, sanki bilmiyorsunuz almam ki!" dedim ama şöyle açıkladılar. "öğretmenim bu 20 liraydı, biz anlaştık, hepimiz 1 lira verirsek 20 lira eder. o zaman hem biz çok az para vermiş olduk, hem de hepimizin hediyesi olur. kimseye haksızlık olmadı ve zorunlu değildik, içimizden geldiği için aldık." çok nazlandım ama aldım sonunda ve itiraf edeyim hiç pişman değilim. 20 tane 1 liranın 20 lira ettiğini artık hesaplayabiliyor olmaları, iki saat bile sürmeyen kermes süresi içinde hep birlikte akıl yürütüp hedef belirlemeleri, bana sebeplerini sunarkenki kararlı açıklamaları falan bunların hepsinin hatrına aldım. az önce yorumunu görünce instagram'da da paylaştım bak, oradaki eski taşfırın minyatürü bu bahsettiğim hediye.

      ya inşallah anneni unutmadıkları gibi beni de unutmazlar. ne güzel bir öğretmenmiş annen. selam söylesene benden ona. ayrıca anneler gününü de kutladığımı söyle. <3

      Sil
  2. Hayatıma yön veren, sahip olduğum bir çok hasleti ortaya çıkaran, hakkını ödeyemeyeceğim kişidir ilkokul öğretmenim, kendim de öğretmendim ama onun kadar iyi olabildim mi bilmem, gerçi lise ve ilkokul öğretmenlikleri farklı nitelikler taşır ve benim için ilkokul öğretmeni bir çocuğun hayatına yön veren kişidir. Eminim ki siz de öyle bir öğretmen olacaksınız ve öğrenciler sizi benim ilkokul öğretmenimi andıkları gibi anacaklar. Yolunuz açık olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok kötü bir ilkokul öğretmenim vardı ve ben bunu biliyordum. ama öğretmenlik yapmaya başlayınca anladım ki sadece kötü bir öğretmen değil aynı zamanda korkunç bir insanmış. hatırladıkça sinirlerim bozuluyor. çocuklar umarım beni iyi ve onlar için faydalı bir insan olarak hatırlarlar. gerçekten bunu çok istiyorum. dilekler için çok teşekkür ederim bu sebeple, yıllarını bu işe vermiş bir insandan bunları duymak benim için çok önemli ve çok güzel. teşekkür ederim hocam. :) (bundan sonra hep böyle diyebilir miyim?)

      Sil
  3. "Çocuklarım olduğundan beri çocuk sevmiyorum" diyorum, gülüyorlar. Halbu ki ben ciddiyim :))
    Mani'nin hikayesinde en çok, diğer çocukların ona sahip çıkışı içimi kıpırdattı. Ne acayip di mi, onlar için dil-din-ırk-renk-güzellik/çirkinlik- zenginlik/fakirlik -cinsiyet hiçbirşeyin ayrımı olmayışı. Önyargı denen şeyden bihaber oluşları... Yoksa, dil konusunda da, çooook kısa zamanda şipşak kavradıları bilgiler konusunda da nelere muktedir olduklarını ben de gözlemliyorum bizzat.
    Sen böyle anlattıkça hepsine tek tek sarılıp öpesim geldi; en çok da mani'yi.
    Ancaaaak bize evde ettiklerini, siz öğretmenlerine etmiyorlar tabi bu veletler :))) fotolarımızı Yanyana koyup cefasını/sefasını capsi yaptım say :-))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaaa o "sen onları bi' de evde gör" durumunu biliyorum ben, benim anneler de hep böyle söylerlerdi ve çok hak veriyorum o isyana. evde laftan sözden anlamama, şımarma, yüz göz olma durumları var. (ki doğal olan da bu, ben bile bu yaşta hâlâ anama şımarıyorum) ama konu öğretmeni olunca "hımmm bi' durayım ben" diyor çocuk bir yerde.

      bir de onlara kendilerini ifade etme şansını mümkün olduğunca çok vermeye çalıştım hep. ben tahtada ders anlatırken canları isterse sessizce gelip sarılır giderlerdi mesela. ya da teneffüste sınıfta oturmak hepsi için yasaktı ve bir sınıf geleneği olarak o gün bahçede en çok kuduran alkışlarla takdir ediliyordu falan. anneler için pek sökecek bir yöntem mi bilmiyorum da okulda böyle şeyler çocukların gazını iyi alıyor.

      bir de çocuklar gerçekten sevgi konusunda sonsuz vericiler. bize ilginç gelen bu şeyler de onlar için çok normal. normalini yidiklerimm.

      mani şimdi ailesiyle birlikte amerika'da. onunla aramızdaki ilişki öyle güzel bir hâle dönüştü ki annesi ile de çok iyi arkadaş olduk. vedalaşırken (artık biraz türkçe öğrenmişti anne) "sen hep bilecek, bir kızkardeş var senin amerika'da, ben var." dedi bana. ağladık sonra sarılıp. ay şimdi yine içlendim bak.

      Sil
    2. Evet ya yıllardır değişmeyen evladiyelik isyan o (benim annem de 15 yıla yakın sınıf öğretmenliği yaptı, sonra üniversiteye geçti)
      Sosyal psikoloji kuramları da devreye girebilir tabi davranışı açıklamada.
      Bir de ilgi sevgi ve kudurma imkanı verince daha bi minnoş oluyorlar akabinde, çok doğru dedin.
      Ya of be sonik, gözüme toz kaçırdın. Ne muhteşem bişey tanımadığın ve belki bidaha görmiyceğin insanların hayatına böyle dokunmuş olmak..

      Sil
    3. ay bu çocuklarla aklıma gelen hikayelerimizde benim de gözüme kaçan tozun haddi hesabı yok. :,(

      Sil
  4. Mani'nin hikayesine bayıldım. Ne güzel, ne içten anlatmışsınız. Emekleriniz için tebrik ederim sizi. Her öğretmen kutsanmamalı bana göre, yoksa sizin gibi vicdanlı öğretmenlere haksızlık edilmiş olur. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay çok teşekkür ederim :) ben en çok neye bozuluyorum biliyor musunuz, kendini kutsal gören öğretmenlere. yani en iyisi bile olsan yapma işte bunu, ne gerek var. sonuçta nasıl camcı cam takıyor ve o camı takarken kırmamaya çalışıyorsa öğretmenlik de öyle bir şey. sana emanet bir çocuğu kırma, incitme. bir de ben daha çok hatırlanmanın derdindeyim. beni unutmasınlar, ama adımı ya da beni nasıl sevdiklerini falan değil. onlara ders konuları dışında dünyayla ilgili öğrettiklerimi, sevgi dolu, hoşgörülü, saygılı olmak falan ve bunun alt başlıklarında yaşadıklarımızı. böyle yani. yine çenem düşecek :) benden de sevgiler. :)

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...