7 Mayıs 2016

★ smo:24 iyi ki tanıdım seni ev anası!

saçaklı'nın tüm soruları burada
tüm cevaplarım da burada

 son okuduğum kitap?



 ev anası - birgül özcan

çoktan okumuştum ama bugün tekrar başladım. çünkü bu soruyu çelıncın başından beri bekliyorum cevaba "ev anası" yazabilmek için.

lâkin ne büyük bir işe kalkıştığımın farkında değilmişim meğer. tamam yazayım da nasıl yazayım? gidip hangi kelimeleri bulayım, benim bulduğum dizi dizi sözcükler verecek mi o pötikarelerin hakkını? sonra dedim ki yazar zaten en güzelini yazmış kitabının başına, en iyisi o anlatsın. 


***
"Bu hikaye, habitatı ev olanlara, herkes giderken kalıp konanlara, kalmanın bilgisine aşina, gitmeninkine yabancı olanlara, kitaplarla arası iyi, haritalarla ve dünya küreleriyle bozuk olanlara… Pazar poşeti taşıyıp da bavul taşımamışlara, uçaklara kafasını kaldırıp öylece bakanlara, uçağın deşip yardığı buluttaki çizgilere yara izleri gibi bakıp mahzunlaşanlara çünkü en yakından saldıranın hep en uzaklar olduğunu bilenlere. “Su çok güzel gelsene” diye çağrıldığında “Sen gir, ben beklerim” diyenlere. Ekleyenlere, ekleye ekleye kendinden azalanlara, tomurcuklu çay sevenlere. Yazları ütü yapmaktan, kışları nevresimlere yorgan geçirmekten mevsimlerle, teldeki çamaşır yüzünden yağmurlarla arası bozulanlara… Şöyle, ağız dolusu “la dolce vita!” diyemeyen ama inatla Vita kutularına sardunya ekenlere, en az bir kez yemeğin altını, birkaç kez balataları ve nihayet gemileri yakmış bütün kadınlara, en çok da Sihem’e, anneme!"

***


birgül'le burada tanıştık. blog yazarken. sonra o ne yazdıysa okudum. 

sonra arkadaşım oldu birgül. dünyanın en güzel brovni yapan insanı olduğunu, ilk defa gidilecek bir yerde ne giyileceği konusunda en cool önerileri verebildiğini ve kitabını kutlamak için, hak ettiği alkışları kendisine sunmak üzere bir arkadaşı aradığında ona "yaa yemişim kitabı, boş ver şimdi, ne zaman geliyorsun yahu sen? çok özledim!" diyecek kadar, iki sohbeti dünyanın bütün övgülerinin önüne koyduğunu, öyle de güzel kalpli bir insan olduğunu bu sayede öğrendim. (yemin ediyorum ben olsam defalarca "yaa geçekten beğendin mi? ay en çok neresini beğendin?" falan diye sorular yağdırırdım.)

tabi durdum mu? elbette durmadım! birgül'ün yüzüne karşı övgülerimi sunamayacağımı anlayınca ondan bir alıntıyla instagram'a koştum. yanına da şunu yazdım: 




her şeyi böyle sade ve iyi anlatmayı becerebilmesine o kadar hayranım ki. 

çok takipçili blogu sayesinde yayıncıların dikkatini çekmiş, pr'ı kuvvetli bir blog sahibesi (ay nefret ediyorum bu laftan) değil birgül özcan. gündelik olayları geceden suda ıslayan, sabahına tuzunu karabiberini ekleyip, içine doğradığı küp küp duygularıyla pembeleşinceye kadar kavuran(*) bir yazar birgül. bunları yazarken de içim çok rahat. arkadaşım diye demiyorum. çünkü iyi kitap nedir, hiçbir şey bilmesem de bunu biliyorum. 

ve hayatınızda bir kez olsun heves kaçması denen şeyi tattıysanız bence bu kitabı da okumalısınız. 

blogunu da bırakayım buraya 
evanasi.blogspot.com

öptüm. 


(*) böyle cümleler kurmayı ondan öğrendim. ^_^

6 yorum :

  1. Ah Ev Anası, sular seller gibi bir günde okuduğumu biliyorum. Hem de hastayım kitapçıya gidemedim, merak içindeyim dediğim için yanında bir dilim havuçlu kekiyle imzalı olarak kargoyla kapıma geldi kitap, böyle de bir içtenlik. Keşke bloga daha çok yazsa, kalem tutan elleri dert görmesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gerçekten su gibi akan bir kitap yazmış birgülümüz. bir elinde kalem, diğerinde çırpma teli, ikisini de birbirinden şahane kullanıyor kadın. gerçek bir 'performans sanatçısı' o. :) ve evet keşke daha sık yazsa. yakınlarda buluşacağız sanırım, bu konuda özellikle darlamayı düşünüyorum kendisini.

      Sil
  2. Sevdâ güzelim benim... Bir abla bir kız kardeş kazanmışım ben. İyi ki varsın. Kalk gel! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım canım canım, çok seviyorum birgül!

      Sil
  3. Tıklayınca bir süredir yazmadığı gerçeğiyle karşılaştım. Çok mu geç kaldık yahu :/

    Eskileri ve kitabı okuyarak başlayalım, belki o sırada bloga döner?
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de hasretle bekliyorum onun yazmasını. bugünlerde kendisine "tamam yazdım al, nalet olsun!" dedirtene kadar uğraşmayı düşünüyorum.

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...