1 Ekim 2016

웃유 imo:4/5/6 ve bir takım eyyorlamalar

çelıncın sorularına gün gün değil de toplu cevaplarla yamanma çabam devam ediyor. sorular şöyle.

hızımı aldım dördüncüden devam ediyorum. 

beni ifade ettiğini düşündüğüm bir ay bulamadım. zaten sorunun neyi kastettiğini de hiç anlamadım. sevdiğim ayı yazayım dedim onda da şiştim. istikrarlı bir ay sevici değilmişim belli ki. iki senedir favorim eylül olsa da her sene değişiyor. ama mart ayını sevmiyorum, epeydir uğurlu gelmiyor bana. 

'bana ilham veren şarkı sözü' sorusunun cevabıyla devam edeyim. ergenken, artık ilham mı gaz mı bilmiyorum da şunun nakaratı epey bir itekliyordu beni bir şeylere. 


"stand and fight feel by your heart
 always one more try, i'm not afraid to die" 


gerçek bi' ergenmişim.

şu yaşımın ilham veren şarkı sözü içinse çok düşündüm. otuzu devirmiş ve memleket nâmına iyi bir şey olmasına dair umutlarımı neredeyse tamamen kaybetmişken ilham verecek şeyler gözümün önünden perendeler atarak geçse de görmeyebilirim. ama işimi yaparken durum değişiyor. 
çocukların umutlarını kaybetmemeleri için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. 

bugün teneffüste düştüğünde hiç düşünmeden seni kaldıran o en yakın arkadaşın var ya belki yarın senden bambaşka bir hayatı tercih edecek ve senin ona "sen neden benim gibi yaşamıyorsun?" diye hay huy etmeye hakkın yok ve olmayacak diyorum. hayatta iyi arkadaşlara, seni koşulsuz koruyup kollayacak insanlara ihtiyacın var ve buna sahip olmanın tek yolu birbirimizin özgürlüğüne saygı duymak gibi şeyler söylüyorum onlara. 


şu üstteki şarkı aklımda döndükçe çok ilham alıyorum tamamından. bir de okulla defterle falan başlayan sözlerini kafamda daha da bitiştiriyorum çocuklara anlatmak istediklerime. bugün öğrettiğim harflerin bir gün kralların tacına "özgürlük" yazmak için kullanıldığını hayal ediyorum. 

"okulda defterime, sırama, ağaçlara yazarım adını 
 okunmuş yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarım adını
 yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere, kralların tacına
 en güzel gecelere, günün ak ekmeğine yazarım adını.

 tarlalara ve ufka, kuşların kanadına, gölgede değirmene yazarım.
 uyanmış patikaya, serilip giden yola, hınca hınç meydanlara adını
 ey özgürlük!"

videoda görüntü pek iyi değilse de ses iyi. bu kaydın üzerinden bi' on sene geçmiştir. gördüğümde ekranın içine girip deniz'in tontik yanaklarını koca koca öpesim gelmişti. deniz şimdi yirmilerinde olsa gerek, onu öpme çabalarıma pek sıcak bakmayabilir, fırsatı kaçırmış olabilirim. neyse ki öpülmeye hazır 30 tane bal yanaklı daha var elimin altında. 

evet geldim 6. soruya.
dünyada değiştirmek istediğim ilk şey yukarıda bahsettiğim şey aslında. aynısının bir değişiğini alttaki güzel kardeşim 24. saniyeden sonra özetlemiş. 



"herkesin hayatına kimse karışamaz!" 

komşum oruç tutuyorsa adiliğine balkonda yiyip içmem ben, canı çeker diye üzülür, gündüz vakti kokmayacak yemekler pişirmeye çalışırım. ama iki gün sonra poşetteki biralarım şangırdadı diye "cık cık ramazan ramazan" şeklinde 'mırıldanıyorsa' o günden sonra ağzından çıkan hiçbir şeyi de ciddiye almam. yok çünkü öyle bir dünya. varsa da "amma lakin ki öyle değildir!"

diğer dört şıkkı da hepimizin aklına ilk gelenler olarak cevaplayayım. hep düşündüğümüz şeyler. bombalar patlamasın, çocuklar üşümesin, insanlar 'yarın ne yiyeceğiz?' diye düşünmesin, kralların tacına 'özgürlük' yazmak isteyen çocuklar yetişsin.. böyle şeyler.. 

eyyorlamam bu kadar, haydi hayırlı işler. 
öptüm. 

7 yorum :

  1. Paul Eluard büyük şair ya <3 Özgürlük'ünü ne zaman dinlesem Zülfü Abi'den ben de heyecanlanırım :)

    Herkesin alnına yazacağım, "herkesin hayatına kimse karışamaz!". Çok iyi de olur hem :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şiir zaten çok güzel, şarkısı da öyle ama deniz çok çok çok güzel söylemiyor mu yahu? bu arada zülfü livaneli veganmış, içimden çok tebrik ettim kendisini. yaşasın hayvan hakları mücadelemiz. :)

      Sil
  2. Derler ya "Özgürlük aslında bir şeyi yapma değil yapmama özgürlüğüdür" diye...
    Videodaki kardeşimiz de bence gayet güzel özetlemiş bu durumu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilk kez duydum, kim demişse çok güzel demiş. bu 'senin için de en iyisini yine ben bilirim'cilerin dünyasında öyle boğuluyorum ki bazen alnıma kocaman bir SANA NE! yapıştırıp gezesim geliyor.

      Sil
    2. aa sen de imo yapıyormuşsun, hemen turlayacağım :)

      Sil
  3. Soniiiiiyyyyyyykkkkk!! Yahu sen bana iyi ki yorum yapmışsın. Sen in miymişsin cin mi yoksa bir peri mi böyle? On yüz milyon saattir blogunu okuyorum. Kendimi durdurup yorum yazamıyorum. Blog okur gibi hissetmiyorum çünkü. Ara verirsem vicdan azabından uykusuz gecelere transfer olacağım bir kitap gibi okuyorum. Ben ömrü öğretmenlik hayatımda bu kadar içi dolu fıçıcık bir öğretmen görmedim. Öyleki, habire belirtip durmasan, bu kız öğretmen falan değil yaa, ben yanlış anladım. Bundan olsa olsa bir dahi, bir sanatçı bir yazar olur deyiverecektim. Sen yaz, ben hep okuyacağım. Ne çok şey var senden öğrenecek. Benim gibi kendini bir bok zanneden birinin, bir şeyler öğrenebileceği birini tanıması pek sık gerçekleşmez. Keşke arkadaşım olsaydın. Ama her güzel şey ve insan gibi sen de İstanbul'dasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne diyeceğimi bilemedim. ne güzel şeyler söylemişsin öyle, okurken nefesimi tutup bitirince vay be dedim. çok teşekkür ederim. hem "keşke" deme. arkadaşlığa bloglar engel değil, mesafeler hiç değil. bak hep buradayım artık biliyorsun. yine gel, ben de sana geleyim, bakayım yine hangi kıvrım kıvrım kenarlı dolaplardan bulup getirmiş diye gezineyim evinde. :) hem belki bir gün istanbul'a gelirsin seni buradaki eskicilere götürürüm, pazarlık ederken adamlarla kavgaya tutuşuruz falan. ben kazıklanmaya çok müsait bi tipim çünkü, kollarsın beni. hiç olmadı gider antikacılardan tavuklu saat falan bulup alırız. ayh çok güzel olmaz mı? :)))

      Sil

Yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...