12 Ocak 2016

➳ dmo: dizi meydan okuması 1 ve 2

merhaba, nedense pek keyfim yok bu sıralar. belirgin bir şey olduğundan değil ama bilmiyorum. geçen gece rüyamda kocaman bir asansördeydim ve lanet asansör birden son sürat düşmeye başladı. tam ölecektim ki uyandım sanırım, gerisini hatırlamıyorum çünkü. allah rızası için biri çıksın da şunu hayra yorsun.

o arada zihninarkasokakları dizi çelıncı başlattı ona yamanmaya geldim. en azından bunun iyi gelmesini ve bir kaç gün içinde üzerimdeki bu ölü toprağından silkinmeyi umuyorum. soruların tam listesi ➳ burada
hadi başlayalım.

1. en sevdiğim dizi : gilmore girls



sebebini bilmiyorum. dram değil, komedi değil. ama hem çok içli hem de çok komik, neşeli. bir de sadece bu diziyi izlerken hissettiğim bir şey var. sanki paralel evrende o dizideki herkesi tanıyorum. biri arkadaşım, öteki komşum, diğeri tanıdığım.. saçma ama gerçekten öyle. böyle aşırı normal insanlar gibi gözüktüklerine de aldanmayın. her biri birbirinden üşütük tipler. ve bir gün reenkarnasyon sırrına vâkıf olursak önceki hayatımla hikayenin geçtiği yer olan stars hollow kasabasıyla bir bağ çıkacak gibi. işte bu değişik hisler içinde olduğum kasaba aşağıda. 



bu alttakiler hikayenin iki ana karakteri: on altı yaşındaki rory ve onu henüz on altı yaşındayken doğuran annesi lorelai. çok seviyorum bunları öyle böyle değil. 



2. en sevdiğim dizinin en sevdiğim sahnesi: 
en sevdiğim sahneyi seçerken çok zorlandım. bir kaç tane gife maruz kalacaksınız. 

yaz tatilinde uzun süre ayrı kaldıktan sonra havaalanındaki ilk buluşmaları

tam yedi sezon boyunca ve saçma sapan bir şekilde, hiç durmadan yemek yiyorlar

böyle evlat olmaz olsun

bu da rory liseden mezun olurken

fark ettiniz mi bilmiyorum. eve gelen misafire aile albümü gösteren teyze gibi açıklamalar yapıyorum. ve bu tamamen bilinçsiz gelişti. çok seviyorum diyorum anlamıyorsunuz.

kapanışı aşklı meşkli gif ile yapayım dedim. bunlar birbirine çok aşık. 
 olur da izleyecek olursanız neden bu gifi koyduğumu anlayacak hatta beni kutlayacaksınız.

şimdilik bu kadar. umarım devam edebilirim çelınca. 
bu aralar burayı yorumsuz bırakmayın olur mu? öptüm. 

3 Ocak 2016

❅☃❅ yeni yılda hep birlikte yeni yılda hey heeey

oysaki o kadar da bilet almıştım. yeni yıla zengin olarak girecek ve #richkidsofturkey etiketiyle buralara fotolar atacaktım. kısa bi' süre kendimi kaybedip tatile falan gidip geldikten sonra da istanbul'da kendi okulumu açacaktım. çocukların öğrenmek için değil eğlenmek için geldiği bir okul. he tabi o arada öğreneceklerdi böyle alttan alttan, çaktırmadan.
"o nasıl olacak?" demeyin. onu ancak yaşarken yapabiliyorum. 

büyük ikramiye yattı ama hastalık piyangosu bana vurdu. bir de lee'ye.  "bugün 31 aralık, yılın son günü, mutlaka evden çıkmalıyız bir süreliğine!" deyip kendimizi karda kışta dışarılara attık, kaymayayım diye yağmur botlarımı giydim. tabi bu da gerçek bir gerizekalılıktı. çünkü o çizmeler insanı ancak pet şişe kadar koruyor soğuktan. üzerine bir de caddelerde taksi kovalamak, bulamamak, hem terlemek hem üşümek derken..  evin içi adeta bir anaokulu, bir kreş, biz de sümüklü bebeler. üç gündür bir o yana bir bu yana devrilir haldeyiz. yatmaktan sıkılınca en büyük aktivitemiz battaniyeler arasında kumanda avı yapıp kanal değiştirmek. o bile nasıl yoruyor, bilemezsiniz. acıyı çeken anlar.

yine de yeni yıla, saat tam on ikiyi gösterdiğinde lee ile birbirimizi öperek girmemiz ve ayı hayvanımızın "beni de beni de" diye koşarak çenesini aramıza sokması bence çok güzeldi. dünyanın en güzel yanaklı, yanakları en etli, en öpülesi köpeği bizde. bence bu yıl güzel geçecek. inanıyorum mayk öyle böyle değil. 

son iki gündür toplamda beş sigara falan içtim. kendi kendimle en çok bu konuda savaşıyorum senelerdir. defalarca denedim. artık içmek istemiyorum sigara falan. bir de şu  'önce kafada bırakmak lazım'cılar var. o nasıl oluyor bi' anlasam her yerimden bırakırım sorun değil de olmuyor işte. fak yeminlen fak!

o arada kendi kendime çelınc yaptım. 2016 boyunca sektirmeden, her gün bir fotoğraf çekip instagram'da paylaşma çelıncı. çünkü istikrar iyidir, en azından beni ıslah ediyor. onun için de buradayım  instagram.com/sonikpanik 

ilk üç günün hikayesi bu alttakilerde. ama şimdi tekrar neyin ne olduğunu anlatmaya mecalim yok. bunları bile screenshotla kendi sayfamdan çaldım. hastayım diyorum inanmıyorsunuz. 





mariposa'ya mim sözüm var. 200 yıl sonrasına gidip günlük hayatımızın nasıl olacağını hayal edecektik. ben yapana kadar iki yüz yıl geçecek. yok yok çözcem ben o işi mariposam bekle beni. 

bir de zihninarkasokakları dizi çelıncı yapıyor. onu da yapmayı istiyorum çok. o da burada

başka ne yazayım bilmiyorum. pazar, soğuk, hastayım falan filan işte. 

bir de çok değişik plan projeler içindeyim.. ama yazamıyorum. neyse işte. olaylar olaylar. 
öptüm. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...